Herkes bir sinema filme gittiğinde "Ben, bu filmin kitabını okumuştum." demiştir, veya arkadaşından kitabı hakkında bir yorum almıştır. Burada özellikle kitaplardan çeviri yapılmış filmler hakkında bilgi vermek istedim. Hem kitap hakkında, hem de filmi hakkında dağınık şekilde bulunabilen bilgileri tek bir ortamda sunmak istedim.
"Başımdan bütün bu tuhaf olayların geçtiği gençlik yıllarından bu yana, denizleri çeşitli yönlere açılan, yumuşak tepeleriyle bütün o Boğaz'la Haliç çevresine uzanan, gizemli İstanbul kentinde hiçbir yer beni Tünel Alanı kadar ilgilendirmemiştir.(...)
Şimdi rutubetli sokaklarıyla o gizemli mahalleden uzaktayım. Hepsi, bütün yaşadıklarım da, baskı altında geçmiş gençliğimin o büyüleyici yanılsamaları da geride kaldı. Bir sanrı, bir sanrıdan başka birşey değiller artık. Geceleri, kentin boğucu gökyüzünü saran deyimlendirilemez bir hayalet. Ardımı bırakmayan hayaleti, bir giysi gibi çıkarıp atmam gerekiyordu üstümden..."(Arka Kapak)
Oyuncular : Türkan Şoray - Derya Altınay/Pavyon Kadını Melek/Acılı Anne Nuran, Oğuz Tunç – Coşkun, Müşfik Kenter – Hayati, Fatoş Sezer – Hülya, Engin İnal – Sulhi, Elif Yücesan, İsmet Elçi, Cihat Tamer – Yönetmen, Tuncay Akça – Garson, Hikmet Taşdemir, Yaşar Şener, Cengiz Tünay, Ramiz Gürsoy, Yıldız Kurtoğlu, Dündar Aydınlı – Derya, Cevdet Arıkan, Selim Özbabacan, Burçin Tuncay, Berhan Ballıoğlu, Alaattin Küntay, Sibel Aktanır, Burçin Terzioğlu - Rukiye
.
Konu :
Bir yetimhanede büyüyen Coşkun çocukluk yıllarından beri ünlü sinema yıldızı Derya Altınaya tutku dolu bir hayranlık duymaktadır. Küçücük yaşlarda başlayan bu düşsel hayranlık uğruna, yetimhanedeki çocukluk aşkı Rukiyeyi bile dışlayacak kadar gözü karadır. Ve Derya Altınay, bir gün okula ziyarete geldiğinde, beyaz perdeden tanıdığı ünlü yıldızı büyük bir hayranlıkla izler. Bir an unuttuğu ilk aşkı Rukiyeyi Derya Altınay evlatlık olarak alıp götürecektir. Ünlü yıldızın hayalleriyle büyüyen Coşkun un artık tek amacı, Derya Altınay için bir senaryo yazmaktır.
Kitap : Gölgesizler . Yazar : Hasan Ali Toptaş Yayınevi : Doğan Kitapçılık Sayfa sayısı : 228 Ebat : 13,5x19,5 cm Yayın tarihi : Nisan 2007 2. baskı : Nisan 2007 . Konu: Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, tıpkı Kafka gibi sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...
Yazma serüvenini 'hayatı kelime kelime genişletmek' olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...
Cennet'in oğlu kendini kendi varlığında yok etmişken, gerçekten kadının dediği gibi bir kez daha yok olmuşsa durum kötüydü. Bu işin sonu yavaş yavaş köyün tamamen yok olmasına dek gidebilirdi. Belki köy zaten yoktu da bunu kimse anlayamıyordu henüz; köylülerin hepsi alışmıştı yokun varlığına... . Kitap Linki:http://www.dogankitap.com/kitap.asp?id=767 . Film : Gölgesizler - 2008 . Yönetmen: Ümit Ünal Senaryo: Hasan Ali Toptaş, Ümit Ünal Oyuncular: Taner Birsel ... Berber, Arsen Gürzap ... Cennet, Hakan Karahan ... Bekçi, Bikem Karavus ... Güvercin, Ertan Saban ... Cennet'in Oğlu, Selçuk Yöntem ... Muhtar . Konu: İstanbul'da çalışan bir berber, "hem burada, hem de çok uzaklarda" olmak ister. Ve bir gün aniden başını alır ve o çok uzaklara gidiverir. Çok uzaklarda, bir "hiçkimse" olarak yepyeni bir hayata başlamak mümkün müdür? Orada bir köy vardır uzakta… O köy neresidir, Türkiye’nin neresindedir? Bilinmez. Yıllardan hangi yıldır, zamanlardan hangi zamandır? Bilinmez. Orada, zaman sonsuz bir baharda donmuş gibidir. Orda bir köy vardır uzakta… Peki o köy kimin köyüdür?
O köy Muhtar'ın köyüdür. İstanbul'dan gelen Berber bu ücra köye yerleşir. Köyün eski berberi Cıngıl Nuri yıllar önce ortadan kaybolmuştur. Yeni Berber onun dükkanını kiralar, dükkanı işletmeye başlar.
Köy, hayallerdeki masum köylerden değildir. Köyün yöneticisi, herşeyi, Muhtar, tuhaf kayıplarla uğraşıp durmaktadır. Köyün en güzel kızı, Güvercin, hiç bir iz bırakmadan kaybolmuştur. Muhtar ve tek silahlı adamı Bekçi, köydeki herkesi sorguya çekerler. Muhtar en çok Cennet’in Oğlu’ndan kuşkulanır. Bu şair ruhlu, hayalci delikanlıyı sorgu sırasında öldüresiye döver ve Cennet’in Oğlu’nun aklını kaçırmasına sebep olur. Muhtar ve Bekçi köye korku salar ama Güvercin’i bulma konusunda başarılı olamazlar. Cennet’in Oğlu, hiç kar yağmayan bu köyün sokaklarında “Kar neden yağar, kar?” diye sorarak dolaşmaya başlar…
Daha da tuhaf şeyler olur. Durduk yerde Cıngıl Nuri çıkıp geliverir mesela. O gelir ama bu kez yıllarca sabırla Nuri’nin yolunu bekleyen karısı kaybolur ortadan. Güvercin’in inatçı ve inançsız babasını, son çare olan büyünün gücüne ikna etmek için düzmece bir aşk büyüsü yapılır ama büyü ters teper ve masum bir gencin ölümüne sebep olur.
Muhtar ve giderek işin içine giren Bekçi ve köylüler, her adımda karşılaştıkları kayıplardan, ölümlerden dehşete düşerler. Hayatın karmaşıklığı, bir türlü anlayamadıkları yazgıları başlarını döndürür.
Muhtar tarifi imkansız dertlerini çözmek için devlete başvurmaya karar verir, ilçeye gider ve bir daha asla dönmez.
Güvercin bulunur ama bulunması hiç bir sorunu çözmez. Tam tersine köy halkının kendi uydurdukları çok büyük bir yalan içinde kaybolmasına sebep olur.